AHA DA DİYARBAKIR!..

AHA DA DİYARBAKIR!..

AHA DA DİYARBAKIR!..

person access_time 8 Kasım 2018 Perşembe

Müdavim okurlarımdan, bazıları çok ısrarcı…

Diyorlar ki..

Hele bi, Diyarbakır adaylarını, söyle..

Büyükşehir'e "kim aday adayı..?!"

Ya da, "kimlerin" adı geçiyor..

Kulis bilgileri nelerdir?…

Aslında önceki yazılarımda belirtmiştim..

İsimler üzerinde durmuyorum diye!…

Erken..

***

Ama, ısrarın yogunluğu karşısında, hadi söyleyeyim!…

Şuan için!…

Henüz "ben aday adayıyım" diyen yok..

Parti teşkilatına "başvuran da" yok..

Kayıt yaptıran da yok...

Ki denilene göre, Büyükşehir için "istem yok" tevdi olacak?

Yani Parti Genel Merkezi; "belirleyecek?"..

Kulislerde, "zikredilen" isimler…

Mehdi Eker..

Prof. Dr. Mehmet Emin Yılmaz..

Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu..

Galip Ensarioğlu..

Kutbettin Arzu…

Ve kayyım Cumali Atilla!…

Tabi bir isim daha zikrediliyor o da; Numan Kurtulmuş!…

Hali hazırda; "siyasi kulislerin" hasb-i hali bu isimler, üzerinde!..

Neyse diyelim!..

Müdavimler "duruma" vakıf oldular..

***

BU NE SUSKUNLUK!….

Garip..

CHP'li Öztürk Yılmaz'a kimse "çıt" demiyor..

Hayırdır..

Kim neden, çekiniyor, korkuyor..

Söylediğine es geçiliyor..

Adam çıktı ne dedi?

1930'ların "ruhunu" hortlatma adına..

İslam'a..

Müslümanlara karşı "laiklik" adına, hasım kesilmek..

İdam edilen;

Menderes ve iki Bakanın "mezardaki" kemiklerini sızlatarak..

Ki onlar; "Ezan'ı Orjinalliğinde" okunması için; "kelle" verdiler..

***

Bu adam ne diyor?!…

Ezan "orjinalliğinden" çıkarılsın..

Arapça okunmasın..

Türkçe okunsun..

Allah'ü Ekber denilmesin, "Tanrı uludur" denilsin!…

Şimdi..

Ne CHP'den bir özür.. Ne "disiplin kuruluna" sevk..

Ne de herhangi bir; "telafi edici" söylem?

Yok…

Hazin olan odur ki; AK Parti'den de!..

Muhafazakar geçinen partilerden de; "ses" yok!..

Neyin alameti?…

Enva-i ahlaki erozyonu yaşatan şarkıcı Sıla'ya gösterilen sahiplenme..

Ki, yüzde biri "Ezan'ı" sahiplenme adına gösterilseydi..

Ne Öztürk gibiler..

Ne de, Aydın Üniversitesindeki araştırma görevlisinin "Ayetle" alay etme gibi; gaflet ve delalet" içerisinde olanlar..

Böyle ulu orta yerde; "garezlerini-zehirlerini" akıtmazlardı..

Ama ne var ki!?..

***

12 MİLYON DOLAR ÖDÜL..

ABD'nin "ödül" kararı…

Murat Karayılan 5 Milyon..

Cemil Bayık 4 Milyon..

Duran Kalkan 3 Milyon..

Yani toplamda; 12 milyon dolar ödül..

Şimdi..

ABD'nin "bu ödül", organizasyonu ne anlama geliyor?…

Çok soru var..

Şöyle ki..

Nitekim, her kesimden "ihtiyatlı" bir yaklaşım var..

Acaba diye..

Bakalım zaman ne gösterecek..

ABD bu..

"Karamanın koyunu sonra çıkar oyunu..."

***

AİLE BÜTÜNLÜĞÜ!…

Gel de; söylenme!.. Ama söyleyeceğim…

İnsana dokunuyor..

Şimdi..

Nikahsız bereberliği savunacaksın..

Namus..

Haya..

İffet..

Gibi kutsal hiç bir kavramı tanımayacaksın..

Bilakis; "karşı" duracaksın..

Ve buna eşitlik diyeceksin..

İster kadın olsun, ister erkek olsun deyip "enva-i ilişkiye" olur vereceksin..

Açılacaksınız…

Saçılacaksınız..

Çıplak, ortalığa düşeceksiniz..

Ahlaki hiç bir ölçütünüz olmayacak..

Her akşam; "bir başka" ilişki macerasını yaşayacaksın…

Kadın, kadına..

Erkek erkeğe..

Lezbiyenliği..

Homoseksüel hayatı; "meşrulaştıracaksın..!"

Daha da ilerisi; "topluca" deyip "bu iğrenç ilişkiyi; "normalleştireceksin!.."

Ve tüm bu "rezilliklerine" de şu libası giydireceksin…

"Ben özgür bireyim…!"

Kimse karışamaz..

Kimse sorgulayamaz…

Velhasıl kelam!…

Aile denilen kavramı..

Birliği..

Dirliği..

Mukaddesatını; "tarumar" edeceksin…

Dinamitleyeceksin..

Ne din mefhumu..

Ne, örf, adet, gelenek, görenek diye "bir kavram" bırakacaksınız…

Aşağılık karakterin "en çukuruna" özgür birey adıyla; "kimlik" kazandırmaya çalışacaksın..

Gafletin…

Delaletin..

İhanetin "enva-i türlüsünü" yaşatacaksın!…

Ve kimse; "sana bir şey" demeyecek..

İlişki içerisinde olduğu kişi de; "tepki" göstermeyecek…

Gecenin bir vakti, kapıya dayanacak..

Onunla-bununla olacak..

Olmaz deyince..

Aile var deyince, "suçlanacak.."

Sen de, kendine "mağduriyet" transparan giysisini giyeceksin..

Psikoloji, vakıa!...

Yok şiddet gördüm..

Yok dayak yedim teranesinde bulunacaksın….

Karakola gideceksin..

Medyaya poz vereceksin…

Ve birilerinin emir komutasıyla hareket edeceksin…

Seküler..

Laikler…

Kendine batılı vasfını takanlar..

Sosyalistler…

Ben de "özgür bireyim" havasına kapılarak, sana "alkış" tutacak..

Ne garip ve akla ziyan bir durum!!!

Düşününce, insanın "beyin damarları" çatlıyor..

Hele bir de sözde;

Aile kurumunu koruyan...

Aile kurumunu güçlendiren...

Ailelerin "temellerinin" oluşmasından, sorumlu olan…

Aile adına; "politika" üreten..

Sosyal..

Ekonomik..

Kültürel..

Ve inanç nokta-i nazarında, kurumsal mekanizma vasfı taşıyan kurum!…

Ne yazık ki;

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı..

O muhafazakar..

O dindar..

O aile kudsiyetine inandığı görüntüsünü veren, bir yönetimsel kimlikte!…

Bireyi, aileyi(!) koruma adına; "bu zihniyeti ve üreticisini" sahipleniyor…

Telefon açıyor.

Görüşmede bulunuyor..

"Geçmiş olsun" diyor..

Yanınızdayız..

Bakanlık olarak, sizinleyiz diyerek; kolluyor..!

Belki de, "avukatlık" ücretini de biz karşılayacağız demiştir..

İyi de!..

Neye dair; bu "geçmiş olsunluk, sahiplenme?…"

Doğrusu!..

Vakıa..

Vakıaya dair, sahiplenme!..

Aile bakanlığının, tutumu…

Şu tanımı bize okutuyor..

Maalesef…

7 şiddetinde, "aile" temeli sarsılmıştır!..

Türkiye'nin aile yapısı "mefta" olmuştur..

Rahmete kavuşmuştur…

Başımız sağ olsun!..

Ülke ve millete "geçmiş" olsun!…

Hani bir söz var; "balık baştan kokar.."

Aile Bakanlığı bu zihniyetin savunucusuna çatı oluyorsa; "vay ailelerin haline!…

Peki, erkeğin hakkı..

"Bireysel özgürlüğü…"

Aile mefhumu..

Kudsiyeti..

Erkeklik onuru, şeref ve haysiyeti!…

O nerede?…

Al birini vur ötekine!…

Bu makale diyarbakirsoz.com sitesinden alınmıştır.

Yorum yap